MOTOSİKLETTE İKİNCİ KİŞİ…
Motosiklet kullanmak kadar yolcusu olmak da bilgi ve eğitim gerektirir. Her şeyden önce binip inmenin bile bir kuralı vardır. En çok iki kişinin oturabileceği seleye ikinci kişi olarak otururken bu küçük ama hayati önem taşıyan detayları göz ardı etmemek, keyifli ve sağlıklı yolculuklar için ilk şarttır.
Benim motosikletle gerçek anlamda tanışmam iki sene öncesine dayanıyor. Motosiklet yolcusu yani bu camiada kullanılan tabiriyle “artçı” olmanın inceliklerini ben de bir çok kişi gibi bilmiyordum. Kulaktan dolma birkaç bilgi, ana hatlarıyla birkaç hareket, giyim kuşamın önemi ve bir de baktım artçı olmuşum… Fakat kısa sürede motor kullanmak kadar, arkada oturmanın da ciddi ve önemli bir sorumluluk olduğunu öğrendim.
Motosiklete ilk binişim bence rahat ve korkusuzdu, sanki yıllardır biniyormuşum gibi. Benim için belki öyleydi ama motosikleti kullanan eşim hiç öyle düşünmüyordu. Çünkü ani hareketlerim (panik durumu), virajlarda kendimi istemeden sabitleyerek eğime meydan okumam, yolu bedenimle beraber bir yöne kayarak takip etmem çok büyük hatalarmış. Bunlar gibi birçok küçük hareketin ve yanlışlığın doğrularını öğrenmenin güvenilir yolculuklar için çok önemli olduğunu belirtmek isterim. Ben de vakit kaybetmeden bu kuralları öğrendim. Eşimin söylediği ilk kural “eşya” gibi olmak. Yani motorcunun ve motorun hareketlerine uyumlu, ama bir o kadar da rahat ve hareketsiz…
Motosiklet farklı bir zehirlenme türü bence. Önce kullanıcının arkasında gidiyorsunuz sonra o yetmiyor, siz de kullanmak istiyorsunuz. Ve böylece zehirleniyorsunuz… Benim motor ehliyeti serüvenim böyle başladı. 6 ay önce aldığım A2 ehliyetim sayesinde artık ehliyetli bir artçıyım. Motor kullanırken arkanızdaki yolcunun taşınan bir eşya gibi hareketsiz olması gerektiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Hatta artık motosiklete binmek ve gezmek daha keyifli ve daha güven verici geliyor bana.
Keskin virajlar en zor alıştığım yollardır. Virajlı yol anıları bir keresinde şöyle olmuştu diye başlar ve binlerce kere olarak devam eder. Çünkü mecbursunuz o virajlarda fazla adrenalin yaşamaya. Bindiğinizde yerden 85 cm. yükseklikteki selenin keskin virajlarda yere yakınlığı 30 cm.’ye kadar iniyor. Motorunuz sınırlarını zorlarcasına yatıyor da yatıyor… Parmağınızın ucunda sanki asfaltın pürüzlü yüzü. Ama panik yok, hareket yok, virajın çıkışına bakmak ve o virajın keyfini çıkarmak var… Korkuları bir yana, herkese bu heyecanı ve güzelliği tavsiye ederim.
Eğer sürücünüz eğitimli biriyse, yolların ve motor kullanmanın ciddiyetini biliyorsa daha rahat ve keyifli yolculuklar geçirdiğiniz de bir gerçek. Şanslıyım ki, motosiklet hayatıma eşimle başladım ve onun ne kadar ince ve detaylı düşündüğünü, eğitime verdiği önemi biliyorum. Artçılığı öğrenmemi de eşime, uzun yolculuklarımıza ve kurallara önem vermemize bağlıyorum.
Nedir bu artçılığın kuralı diyenlere, yaşadıklarım ve aldığım eğitimler sonucunda öğrendiğim birkaç maddeyi ana hatlarıyla aktarmak istiyorum.
- Biniş ve inişlerde motorun solunu kullanmak ve mutlaka sürücüden bu hareketleri yapmadan olur almak.
- Arkada taşınan eşya gibi hareketsiz ama bir o kadar uyumlu olmak.
- Yavaş giderken, dönüşlerde ve araç araları gibi dar yerlerden geçerken hareketsiz olmak.
- Her zaman ani ve habersiz hareketlerden kaçınmak.
- Virajlarda sürücüyle beraber aynı yöne, yani virajın çıkışına bakmak.
- Tabi en önemlisi de, tam korumalı kifayetler ile motosiklete binmek.
- Bir de gideceğimiz yere rahat ulaşalım diye dua etmek…
Motosiklet tutkunları ve yolcularına keyifli, sağlıklı ve uzun yollar diliyorum.
Sema Balaban